E

LGBT diziler ve oyunlar aileye tehdit: Afyoncu’dan şoke

Millî Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu, dijital platformlar ve oyunlar üzerinden yürütülen kültürel dönüşümün geleneksel aile yapısını hedef aldığını açıkladı.

Hızlı Özet

  • Rektör Erhan Afyoncu, dijital mecralardaki içeriklerin aile kurumunu sarstığını belirtti.
  • LGBT temalı yapımların bilinçli birer dayatma aracı olarak kullanıldığı vurgulandı.
  • Denetimsiz dijital alanların küresel değerleri yerel toplumlara enjekte ettiği ifade edildi.

Akşam koltuğa kurulup açtığımız yayın platformları veya çocukların elinden düşmeyen tabletler, evlerimizin en mahrem köşesine kadar sızıyor. Ebeveynler, neyin masum eğlence neyin ise ince bir mühendislikle tasarlanmış yönlendirme olduğunu ayırt etmekte zorlanıyor. İzlediğiniz yapımlara ve oynanan oyunlara sadece birer eğlence aracı olarak değil, ideolojik birer aktarıcı gözüyle de bakmaya başlayacaksınız.

Geleneksel medya yıllar boyunca denetlenirken, internet tabanlı isteğe bağlı yayıncılık (SVOD) ve bağımsız oyun stüdyoları neredeyse tamamen denetimsiz bir alan sunuyor. Bu esneklik, küresel güçlerin kendi değer setlerini bambaşka coğrafyalara entjekte etmesi için zemin hazırlıyor. Afyoncu’nun vurguladığı nokta tam da bu denetimsiz alanın zihinsel manipülasyon için nasıl kullanıldığı.

Dijital oyunlar ve diziler toplumu nasıl şekillendiriyor?

Eğlence sektörü hiçbir zaman masum bir vakit geçirme aracı olmadı. Hollywood filmlerinden milyar dolarlık oyun bütçelerine kadar her yapım, belirli bir hayat tarzını normalleştirme misyonu taşır. Karakter tasarımları ve senaryo akışları, insan zihninde yıllar içinde tortulaşan bir algı inşa eder. Bir karakterin yaşadığı sıra dışı hayat, genç bir zihin için kısa süre içinde ideal olanak adledilir.

Tabii ki bu durumun diğer yüzü de var. Dijital mecraların sunduğu ifade özgürlüğü, bireylerin baskı altında kalmadan kendi kimliklerini bulabilmesi için bir fırsat olarak görülüyor. Sanatın sınırlarının olmaması gerektiğini savunan kesimler, bu tarz içeriklerin hedef gösterilmesinin sansür kültürünü besleyeceğini öne sürüyor. Ancak mesele sadece sansür mü, yoksa küresel standartların yerel kaleleri eritmesi mi?

Bugün popüler platformların kataloglarına baktığımızda, belirli temaların istikrarlı bir şekilde her yapımın merkezine yerleştirildiğini görüyoruz. İçerik algoritmaları, en çok reaksiyon alan ve bireyselliği öne çıkaran kurguları kullanıcıların önüne bilerek çıkarıyor. Aile gibi kolektif yapıların ise bu anlatılarda eski dünyaya ait baskıcı kurumlar olarak resmedilmesi, asıl tehlikenin başladığı yer.

Algoritmaların arkasındaki içerik mühendisliği

Yayın platformlarının arkasında çalışan tavsiye sistemleri, izleyicinin neyi seveceğini tahmin etmekten çok daha fazlasını yapıyor. Bu sistemler, uzun vadede izleyicinin değer yargılarını dönüştürecek içerik akışını planlıyor. Özellikle genç demografide, sosyal kabul görme arzusu ile ekranlarda pompalanan karakter profilleri birebir örtüştürülüyor.

Senaryolarda ana karakterlerin yaşadığı krizlerin çözüm biçimleri, kolektif sorumluluklar yerine bireysel kopuşlar üzerinden kurgulanıyor. Aile bağları, bireyin kendini gerçekleştirmesinin önünde birer engel olarak gösterildiğinde, izleyici zihninde otoriteryen bir ebeveyn imajı pekişiyor. Küresel yapım şirketleri, bu temaları sadece Batı pazarı için değil, farklı kültürel kodlara sahip Doğu toplumları için de standart bir paket halinde sunuyor.

Ebeveynler ve kullanıcılar bu süreçte ne yapmalı?

Teknolojinin hızına yetişmek zorlayıcı bir süreçken, bu tarz kültürel akımlarla baş etmek ebeveynlerin omuzundaki yükü artırıyor. Çocukların eline verilen akıllı cihazların sadece zaman öldürücü olmadığını, onların zihnini şekillendiren birer laboratuvar olduğunu unutmamak gerekiyor. Bilinçli ekran tüketimi, ev içi denetim mekanizmalarının yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.

Yarın öbür gün bu tartışmalar daha da büyüyecek; yerli yapım alternatiflerinin artması ya da dijital platformlara yönelik yasal denetimlerin sıkılaşması kaçınılmaz görünüyor. Devletlerin alacağı tedbirler kadar bireylerin evlerinde koyacağı süzgeçler de belirleyici olacak. Ekran karşısında geçirilen saatlerin ardındaki gizli gündemi fark edebilmek, aile kurumunu ayakta tutacak en önemli adım olacak. Siz evinizdeki ekranlarda hangi hikayelerin yazılmasına izin veriyorsunuz?

Kaynak: Google Haberler (Oyunlar)

Yazan: Erol

cokmatrak.com editör ekibi tarafından araştırılıp hazırlanmıştır.

Son güncelleme: 15 Eylül 2026

Bu içerik yapay zekâ destekli araçlarla hazırlanmış, yayınlanmadan önce editör tarafından gözden geçirilmiştir.

0

Erol

Teknoloji üzerine yazıyor.

Yorum yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir